bilgisayar almak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilgisayar almak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Wireless Modem Şifresini 1234567890 Koyan Adam

10 Aralık 2006: Hayrettin Kamiloğlu çok fazla boş vakti olan bir esnaftı. Dükkanında temizlik gereçleri satarak geçimini sağlıyordu. 34 yaşında, bekardı. Bütün gün dükkanın önündeki taburesinde oturup sigara içer, gelip geçenleri dikizlerdi. Tek başına yaşadığı için, akşam eve gittiğinde çok canı sıkılıyordu. Sürekli izlediği diziler bile bir süre sonra bayıyordu onu.

Hayrettin'in komşu dükkanı bir berberdi. Bu berberde çalışan Burhan isminde bir kalfa vardı. 16 yaşındaydı Burhan, Hayrettin Abi'siyle kız muhabbeti yapmak acayip hoşuna gittiği için boş vakit buldu mu sürekli Hayrettin'in dükkanına gelirdi. Yine böyle bir boş vaktinde geldi Hayrettin'in yanına, ama bu sefer oturmadı. Yüzünde keyifli bir ifade vardı.

"Hayırdır lan hayırsız? Ne gülüyorsun pişmiş kelle gibi, bir şey mi oldu anlat bakalım?" diye merak etti Hayrettin. Burhan da, dükkana bilgisayar aldıklarını, bir de internet bağlattıklarını söyledi. Artık boş vakit oldu mu açıyordu bilgisayarı, internetten kız arıyordu.

Hayrettin kız lafını duyunca hemen durdurdu Burhan'ı. Ne yani, internetten kız bulunabiliyor muydu?


Burhan hemen onların dükkana davet etti Hayrettin Abi'sini. İnternette birkaç bir şey gösterdi, her zaman taktik aldığı Hayrettin Abi'sine bu sefer o taktikler verdi.

Bu internet işi Hayrettin'in acayip hoşuna gitti. Hem eğlenceliydi, hem bol olan boş vakitlerinde artık sıkılmayacaktı, hem de belki internetten helal süt emmiş bir kız bulurdu da artık evlenebilirdi. Hemen dükkanı kapattı, bilgisayar ve modem almaya gitti.

Bilgisayarı aldı, ama modem alırken kafası biraz karıştı. Satıcı, wireless diye yeni model bir modemden söz ediyordu. Sözde son teknolojiymiş, böyle kablolarla falan uğraşmaya gerek yokmuş, mutlaka onu alması gerekiyormuş. İyi bakalım dedi Hayrettin, evleneceği o kara kaşlı kara gözlü kızı hayal etti ve kıydı parasına. Bilgisayarını ve wireless modemini alarak evine gitti.

Bilgisayarı zaten hazır kurulmuştu, açma düğmesine basması yeterli oluyordu. Ama modem işini bir türlü yapamamıştı. Hemen Burhan'ı aradı, evine çağırdı modemi halletmesi için.

Burhan geldi, bir şeyler yaptı etti, "Tamam Hayrettin Abi, hallettim hepsini. Ama internete girmeden önce bir tane wireless şifresi belirlemen gerekiyor. Unutmayacağın bir şifre söyle de onu koyalım." dedi.

Hayrettin uzun uzun düşündü, taşındı. Ama birden sorulunca heyecan yapmıştı, aklına hiçbir şifre gelmiyordu. "Oğlum aklıma hiçbir şifre gelmiyor, yardımcı olsana biraz" diye yardım istedi Burhan'dan. Hayrettin Abi'sinin bu çaresiz durumuna üzülen Burhan, uzun zamandır hiç kimseyle paylaşmadığı büyük sırrını Hayrettin'le paylaşmaya karar verdi..

"Hayrettin Abi, sana bir sır vericem, ama kimseye söylemeyeceksin tamam mı? Abi geçenlerde Birey'in Matematik testini çözerken bir şey keşfettim, ama pratikte deneme şansım olmadı. Şu anda sadece teorik olarak bazı hesaplardan ibaret, ama eğer izin verirsen wireless modeminle bir şey denemek istiyorum." dedi. Ne olduğunu soran Hayrettin'e, "Bu wireless modemlerin bir açığını keşfettim Hayrettin Abi! Öyle bir şifre var ki, onu yazınca internetteki bütün porno sitelere şifresiz girebiliyorsun!!" dedi. Bunu duyan Hayrettin, daha fazla soru sormadan hemen denemesini emretti Burhan'a!

Burhan, wireless modemin şifre belirleme penceresini açtı.

Ve tarihte bugün ilk kez birisi wireless modeminin şifresini "1234567890" koydu!

"N'apıyorsun oğlum? Bu şifreyi herkes tahmin eder, benim modemden beleş bağlanırlar internete!" diye kızarken Hayrettin, Burhan dünyanın en ünlü porno sitelerinden birisini adres çubuğuna yazarak Enter'a bastı. Sonuç: Site şifre mifre istemeden açılıyordu! Burhan'ın teoride ispat ettiği şey, pratikte de işe yarıyordu!!!

Gördüğü manzara karşısında Hayrettin'in dili tutuldu ve Burhan'a söylediklerini geri aldı. Kim beleş girerse girsin umrunda değildi artık. Çünkü elinin altında bir hazine vardı şu anda!

O günden sonra bu gizli şifre olayı kulaktan kulağa yayılmaya başladı. Ama bu gizli şifre olayının çözülmüş olduğu bilgisi, internet sağlayıcısı firma tarafından duyulmamalıydı. Bu yüzden bu yayılma işleminde, başka hiçbir şeyde asla gösterilmeyecek bir titizlik gösterildi! Bu bilgi, şaşılacak derecede bir titizlikle sadece özel seçilmiş insanlara verildi.

Keşfettiği bu bilgiyle Nobel ödülünü bile alabilecek olan Burhan, insanlık uğruna bu ödülden de vazgeçti(eğer bu keşfini açıklarsa, internet sağlayıcısı firma buna bir önlem alabilir ve bütün insanlık bundan mahrum kalabilirdi ona göre!).

Böylece dünyanın her tarafında 1234567890 şifreli wireless bağlantılar türedi. İşin iç yüzünü bilmeyen insanlarsa "Eheuhehue oğlum beleş internet buldum yine. Bir enayi daha şifresini 1234567890 koymuş, sömürmemek ayıp olur şimdi ahahaha" şeklinde yorumlarda bulundular. Oysa ki o şifreyi koyan adamın aslında herşeyin farkında olduğunu ve çok daha gizli bilgilere sahip olduğunu bilmediler hiçbir zaman...

Bugün, bu tarihi keşfin 4. yılını kutlarken, Tarihte Bugün Bir Şey Oldu olarak biz, siz değerli takipçilerimize bu gizli tarihi gerçeği sunmakla kendimizi yükümlü sayıyoruz...
FriendFeed ile Paylaş

Ders Çalışmak İçin Bilgisayar Aldırdı

3 Ekim 1996: Gümüşoğlu ailesi, Tekirdağ'ın Malkara ilçesinde oturmaktaydı. Ailenin büyük oğlu Özgür, o sene 5. sınıfa geçmişti. Dersleri fena değildi, ama hiç bir zaman çok çalışkan bir öğrenci olmamıştı. Genellikle, 3 arkadaşıyla kurmuş olduğu bisiklet çetesiyle gezer, boncuklu tabancalarıyla kedilere ve güvercinlere ateş ederlerdi. Arada sırada da atari salonlarına giderler, Street Fighter oynayarak özel hareketleri bulmaya çalışırlardı.

O dönemde, masa üstü bilgisayarlar yavaş yavaş popüler olmaya başlamıştı. Windows 95 işletim sistemi ile artık bilgisayar kullanmak çok kolay ve zevkli hale gelmişti.

Bir gün Özgür, bisiklet çetesinden arkadaşı Ufuk'un evine gitmişti. Ufuk'un babası ona bilgisayar almıştı ve Ufuk'un söylediğine göre çok güzel oyunlar da vardı bilgisayarında!

Hemen bilgisayarı açtılar. Ufuk, mağara adamlı bir oyun açtı. Aynı atari oyunları gibiydi, ama bunda herşey klavyeyle oynanıyordu ve üstelik oyunlar ücretsizdi! Yani istediğin kadar oynayabiliyordun! Ölünce, tekrar başlamak için jeton almana gerek yoktu! Ne kadar da müthiş bir şeydi bu bilgisayar!

Böyle harika düşünceler arasında, harika bir 3 saat geçirdiler bilgisayar başında! Hatta 10 dakikalığına da olsa, Özgür'ün de oynamasına izin vermişti Ufuk. İşte bilgisayar oynayarak geçen o 10 dakika, belki de Özgür'ün hayatında yaşadığı en güzel 10 dakikaydı.

Eve döndüğünde, yerinde duramaz halde babasını bekliyordu. Akşam babası geldiğinde, hemen yemeğe oturdular. Gümüşoğlu ailesinde mühim konular, yemekte konuşulurdu. Bunu bilen Özgür, babasıyla konuşmak istediği konuyu açtı: "Baba, ben bilgisayar istiyorum.".

Durup dururken bu isteğin nerden geldiğini anlayamayan baba, konuyu geçiştirmek için "Ne yapacaksın oğlum bilgisayarı?" diye sordu. Bu soruyu beklemeyen Özgür, ne cevap vereceğini bilemedi. Sınırsızca harika oyunlar oynayabilirim dese, babasının almayacağından emindi. Ama bilgisayarla başka ne yapılabilirdi ki? Herkes bilgisayarlar süper, müthiş diyordu ama oyun oynamak dışında bir şey yapanını bilmiyordu Özgür.

Derken, aklına dahiyane bir fikir geldi. Gerçi o sırada bunun ne kadar dahiyane olduğunu, gelecek nesillere ne kadar da yardımcı olacağını bilmiyordu, sırf aklına geldiği için söylemişti: "Bilgisayarda ders çalışırım baba? Derslerime yardımcı olur, böylece karnemde bütün dersler 5 olur?"

İşte o anda, tarihte ilk kez birisi "Ders Çalışmak İçin Bilgisayar İstedi"!

5. sınıf öğrencisi olan Özgür, öyle bir noktaya değinmişti ki, belki de koskoca insanlar bundan daha güzel bir sebep bulamazlardı. Ders konusuna değinerek, babasını can damarından yakalamıştı. Sonuçta her anne baba, çocuklarının başarılı olmasını, derslerine çalışmasını isterdi. Bu uğurda da ellerinden gelen her şeyi yaparlardı.

Özgür'ün babası da, sırf oğlu daha başarılı olsun diye ona bir bilgisayar aldı. Ama tabii ki Özgür onu hiç bir zaman ders çalışmak için kullanmadı. Arkadaşlarından aldığı oyunlarla bütün gününü bilgisayar başında oyun oynayarak geçirdi ve bu yüzden dersleri tam tersine daha da kötüleşti.

O günden sonra milyonlarca çocuk, babasına bilgisayar aldırabilmek için bu taktiği uyguladı. Ve büyük bir çoğunluğu da bundan zaferle ayrıldılar. Bu yüzden de Özgür Gümüşoğlu, kendisinden sonra gelen nesiller için tam bir idol haline dönüştü ve hep büyük bir saygıyla anıldı.
FriendFeed ile Paylaş