skip to main |
skip to sidebar
19 Mart 1973: Şanslı olma hayalleri uğruna ortodontik tedaviyle ön dişlerini ayrık bir biçime sokturan Ali Dönmez, bu hareketin hayatında yaptığı en akıllıca şey olduğunu her fırsatta söylemiştir. Buna gerçekten inansa da, her yemek sonrası dişlerinin arasına kaçan yemek artıklarından da ne yazık ki bir o kadar rahatsız oluyordu. Bunun şanslı olmak uğruna göze alınabilecek küçük bir ayrıntı olduğunu söylese de, bu artıkları temizlemek için ne yol olsa denemeye hazırdı.
Ceplerinde sürekli kürdanlar taşıyordu, ama bana mısın demiyordu. Diş ipi kullanmaya başladı, yine çare olmadı. Diş fırçası ve macunu taşımaya başladı, ama bu da pratik değildi! Hem pratik hem de bu sorunu kökten çözen bir yol arıyordu...
Bilirsiniz ki tarihte büyük keşifler hep bir takım tesadüflerin birbirini tetiklemesiyle meydana gelmiştir. 38 sene önce bugün de işte tarihi tesadüfler bir araya gelerek inanılmaz bir olayın gerçekleşmesine izin verdiler.
Ali Dönmez o sabah erkenden kalkmış, kahvaltısını etmiş, duşunu almış ve evden çıkmadan önce de uzamış tırnaklarını kesmeye başlamıştı. Önce ayak tırnaklarından başladı, kıtır kıtır kesti hepsini. Sonra sol elinin tırnaklarını kesti, sağ eline geçti. Başparmak, işaret parmağı, orta parmak, yüzük parmağını kesti... Ama tam o sırada kahvaltıdan beri dişlerinin arasında kalmış uyuz bir zeytin parçası resmen sabrını taşırdı! Kahvaltıdan sonra üşendiği için dişlerini fırçalamamıştı, ama dişlerinin arasındaki o artık da sinirini resmen bozmuştu! Diliyle çıkarmayı ne kadar denediyse de başaramamıştı!
Tam son kalan serçe parmağının tırnağını da kesecekken tırnak makasını bıraktı ve sağ elinin serçe parmağını ağzına doğru götürerek iki ön dişinin arasına uzun tırnağını sokuverdi! Tek hamlede zeytin parçası dişlerden ayrılıvermişti!
Bu inanılmaz olay onu da çok şaşırtmıştı! Senelerdir denemediği yöntem, gitmediği doktor kalmamıştı! Oysaki az önce bu kadar basit bir yöntemle senelerdir çare bulamadığı sorununu çözüvermişti!
Hemen tırnak makasını yerine kaldırdı ve serçe parmağının tırnağını kesmekten vazgeçti! Böylece tarihte bugün ilk kez birisi sadece serçe parmağının tırnağını uzatmaya karar verdi!
Sokakta Ali Dönmez'i görenler, onun bu müthiş icadını tecrübe edindiler ve buna hayran kaldılar! Onun sayesinde dişlerinin arasında kalan yemek artıklarını temizlemenin işkence haline dönüştüğü bütün insanlar serçe parmaklarının tırnaklarını uzatarak çok daha düzgün bir psikolojiyle çok daha sağlıklı bir sosyal hayata doğru yelken açtılar!
21 Şubat 1999: Ülkemizin gururu dünyaca ünlü futbolcu Sabri Üzülmez, 1999 yılında bugün takımı "Milli Takım" ile çıktığı antrenmanda terli terli su içti!
Sabah antrenmanında çok neşeli olduğu görülen ve arkadaşlarıyla şakalaşan Sabri, o gün antrenmanın neşe kaynağı oldu. Bütün gün çok çalışan Sabri'nin, öğleden sonra tavırlarında hafif değişmeler görülmeye başlandı. Neşeli tavırlarının yerini büyük bir hırsın aldığı ve takım arkadaşlarıyla yapılan taktik antrenmanında arkadaşlarına sert daldığı gözlerden kaçmadı. "Yavaş dalsana oğlum, adam gibi dal" diye sinirlenen takım arkadaşlarının sözlerini duymazdan gelen Sabri, sinirli tavırlarını devam ettirdi.
Antrenman bitiminde saha kenarına koşan Sabri, antrenmanı izleyen annesinin tüm itirazlarına rağmen sevenlerini hayal kırıklığına uğratacak bir hareketle yerden su dolu bir şişe alarak terli terli su içti!!!
Ertesi gün bütün spor gazetelerine manşet olan Sabri'nin bu hareketi, haftalarca ülke gündemini meşgul etmişti. Neden terli terli su içtiğini araştıran gazeteciler, en sonunda antrenmanı izlemeye gelen Sabri'nin küçüklük aşkının bu olaya sebep olduğu sonucuna vardılar.
Küçüklük aşkını görünce eski duyguları kabaran Sabri, onu etkileyebilmek için bu tavırlara girmiş ve onun gözünde önemli birisi gibi gözükebilmek için terli terli su içmişti!
18 Şubat 1968: Babasından arabayı ilk kez koparan 18 yaşındaki Neil Johnson, o mutlulukla kız arkadaşı Sarah'a giderek akşam arabayla dolaşacaklarının müjdesini verir. Hava karardıktan sonra Sarah'ı arabayla alır ve kasabanın aşıklar tepesi diye de adlandırılan Edinburgh Bayırı'na giderler.
Genç çift romantik dakikalar geçirirken, Sarah birden kapıyı açarak dışarı çıkar ve arabanın ön kaputuna oturur! "Hadi gel yıldızlara bakalım" diye Neil'ı da yanına çağırır. Arabanın ön kaputuna sırt üstü yatarak o soğuk havada yıldızlara bakmaya başlarlar.
Soğuk havanın da etkisiyle bir süre sonra Neil'ın çişi gelir ama o romantik anın içine etmemek için tutmaya çalışır. Ama nereye kadar? Tutamayacak noktaya geldikten sonra en iyisi sevgilisine söyleyip bir ağaç veya elektrik direği bulup dibine işeyip gelmeye karar verir. Tam Sarah'ya söyleyecekken....
Gökte bir yıldız kayar!!! Sarah bu olağanüstü manzara karşısında kendisinden geçmişken, Neil bunu fark etmez bile. Tek derdi bir direk bulup işemektir.. "Sarah benim bir direk..." diye cümleye başlamışken Sarah'nın gözleri ışıldar ve onun lafını yarıda keserek "Aaaahhhh ne kadar da romantiksin, ne kadar harika bir fikir!!! Evet!!! Yıldız kaydı ve bir dilek tutmalıyız!!" der...
Ne olduğunu anlamayan Neil, Sarah'nın kendisini bu kadar romantik bulmasından ve bu kadar mutlu olmasından dolayı olayı bozuntuya vermez, birlikte bir dilek tutarlar.
Böylece tarihte ilk kez bir yıldız kaydığında birileri dilek tutmuş oldu!!
İşte bu olay yüzünden günümüzde insanlar her yıldız kaydığında manasızca dilek tutuyorlar.. Oysa ki aslında bir direk bulup işemeleri gerektiğini bilmiyorlar...
17 Şubat 1855: Kırım'da Rus ordusuna karşı savaşan Ömer Paşa komutasındaki kahraman Osmanlı Ordusu o gün zafere çok yakındı! Ancak hava koşulları çok zorluydu ve hava gitgide daha da soğuyordu. Üst düzey komutanların planlarını yaptıkları çadırda en çok korkulan şey, düşmanın birden gaza gelip onları mağlup etmesinden çok, kahraman Osmanlı askerlerinin soğuktan donup ölmeleri ihtimaliydi..
Cephede de aynı şeyden korkuluyordu. Askerler ısınmak için her yolu deniyorlar, ama ne yaparlarsa yapsınlar tam olarak ısınamıyorlardı..
İşte o gün ortaya çıkan Erol isminde kahraman bir Osmanlı askeri öyle bir yöntem buldu ki ısınmak için, 25.000 askerin soğuktan donmasını engelleyerek Osmanlı'ya şanlı bir zafer kazandırdı!
Kendisine arkasını dönmüş olan arkadaşı Yusuf'un soğuktan kanı çekilmiş kepçe kulaklarını fark ettiğinde, içinde engel olamadığı büyük bir dürtü hissetti! Sağ elinin baş parmağıyla aynı elinin orta parmağını bir yuvarlak oluşturacak şekilde tutarak elini Yusuf'un sağ kulağına doğru yaklaştırdı...
Ve BAAMMM!!!!!! Orta parmağıyla Yusuf'un o soğuktan buz kesmiş kepçe kulağına öyle bir darbe indirdi ki, Yusuf neye uğradığını şaşırdı! İlk 2 saniye acı içinde kıvranıp küfrederken, 3. saniyeden itibaren harika bir his duydu içinde: Kulakları ateş gibi yanıyordu!!!
Kulaklarından çevreye yaydığı ateş sayesinde 25.000 kişilik Osmanlı ordusu donmaktan son anda kurtularak, Rus ordusu karşısında tarihe geçecek bir zafere imza attı! Ve bu görkemli zaferin arkasında, tabii ki en büyük pay Piyade Onbaşı Erol'undu aslında...