ayakkabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayakkabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Taze Dökülmüş Betona Ayak Bastı

19 Eylül 1873: Tarihte bugün ilk kez bir adam, taze dökülmüş betona ayakkabısıyla basarak tarihe iz bıraktı.

Daha önceleri gerek sahilde kuma ayak basmak suretiyle olsun, gerek ayağı boyaya sokup taşa basmak suretiyle olsun, tarihe iz bırakmak için yapılan çeşitli yollar vardı. Fakat ne yazık ki bu yollar o kadar da kalıcı değillerdi, bir süre sonra tarihten siliniyorlardı.

Fakat daha sonra, çimento keşfedildi ve daha sağlam, daha kalıcı bir yapı malzemesi geliştirilmiş oldu.

Amerikalı devlet memuru Jack Nicky, o gün belediye binasından çıkmış evine doğru yürümekteydi. Kasvetli bir hava vardı, sanki keşişleme öncesi sessizlik gibiydi.

Yolunun üzerinde büyük bir bankanın yeni binasının inşaatı vardı. Tamı tamına 6(altı) katlı olacak olan bu görkemli bina, son teknoloji kullanılarak üretilmekteydi.

Binanın kaba inşaatı bitmiş, iç dizaynı ve çevre düzenlemesi yapılmaktaydı. Binanın önündeki kaldırımlar, son moda çimento kullanılarak yapılmaktaydı. Taze çimento dökülüyor, sonra da kuruması bekleniyordu.

Daha önce hayatında taze dökülmüş beton görmemiş olan Jack, çabuk adımlarla evine doğru yürümeye devam ediyor, bir yandan da içinden müdürüne küfür ediyordu. Bugün yine onu çok çalıştırmıştı.

Böyle içinden küfürler ede ede yürürken, bankanın inşaatına vardı. Ama gözüne hiçbir anormallik çarpmadığı için, hiç istifini bozmadan yürümeye devam etti. Derken, ayağı bir bataklığa girmiş gibi oldu!

Neye uğradığını şaşıran Jack, aslında tarihi bir hamle yaptığının farkında değildi! Ayağı, taze dökülmüş betona basmıştı! Ama bir anormallik olduğunu fark edince, hemen çabuk bir hamleyle kendisini kenara attı.

Bir ayakkabısına, bir de ayak bastığı yere baktı. Bir küfür bastı, neye bastığını anlamasa da onu oraya koyana küfür ede ede yoluna devam etti. Ne yazık ki, ayak izinin orada uzun süre kalacağını bilmiyordu.

Jack'in ayak bastığı yer daha sonra kurudu ve ayak izi orada yıllarca kaldı. Ama onu ilk fark edenler, inşaat işçileri oldular. İlk gördüklerinde onlar da bastılar küfürü, fakat daha sonra bu iz kendilerine çok çekici gelmeye başladı. Sanki kendileri de aynı şeyi yapmak zorundaymışlar gibi hissediyorlardı. Bir gücün kendilerini çektiğini hissediyorlardı.

Ve 2 ay sonra alt sokaktaki bir alışveriş merkezi inşaatında ikinci bir ayak izine rastlandı! Daha sonra şehir merkezindeki cami inşaatında bir başka ayak izi görüldü. Derken, önce Amerika'da, sonra dünyanın dört bir yanında betonlarda ayak izlerine rastlanmaya başlandı. Hatta bir süre sonra, köpek ve kedi ayak izleri bile görüldü kimi yerlerde.

Bu yeni oluşan akım kendisine çok fazla temsilci buldu. Daha sonra kimi psikologlar, bu hareketlerin sebeplerini araştırarak insanın bilinçaltına dair yeni bulgular keşfettiler ve bunları insanlığın faydasına sundular. Kimi rehabilitasyon merkezlerinde, taze dökülmüş betona hastaların ayak basmaları sağlanarak tedavileri gerçekleştirildi. Los Angeles'ta ünlülerin ayak izlerinin bulunduğu bir bulvar açıldı.

Ama ne yazık ki o ilk ayak izini kimin yaptığını bazı ünlü tarihçiler ve araştırmacılar dışında kimse bilmedi ve Jack Nicky isimli o saygın şahsiyet tarihte kayboldu sanıldı. Taa ki tarihe damga vurduğu hareketin 137. yılında biz açıklayana dek. Teşekkürler Jack, seni hiç unutmadık!
FriendFeed ile Paylaş

Bana Gelişi O Fiyata Abla

31 Ağustos 1531: Tarihte bugün ilk kez bir satıcı, pazarlık yapmaya çalışan müşterisine "Bana gelişi o fiyata abla!" dedi.

Zamanının ticaret merkezi, en uygun fiyatlara ulaşabileceğiniz tek adres olan İstanbul Kapalıçarşı'da orta büyüklükte bir dükkana sahip olan Abdülbaki Bey, kadın giyim sektöründeydi. Terlikten tutun elbiseye kadar her türlü kadın giysisi satılmaktaydı.

İyi yürekli bir adamdı Abdülbaki Bey. Herkes güzel giyinsin, herkes güzel görünsün diye müşterilerine her türlü indirimi yapar, mallarını çok ucuza satardı. Bu yüzden de evde karısıyla hep kavga ederlerdi. İşleri iyi olmasına rağmen, çok fazla para kazanamıyordu. Ama ruhunda yoktu bir kere, pazarlık yapanlara karşı sert duramıyordu, ne diyeceğini bilemiyordu.

O gün artık kararını vermişti. Kararlıydı, pazarlığa izin vermeden yüksek karla satacaktı mallarını. Önceki gece karısıyla yine büyük bir kavga etmiş, karısının gazlamaları sonucu bu kararı vermişti. Ama bunu nasıl başaracağını bilemiyordu. Müşterileri, alışveriş konusunda çılgına dönmüş kadınlardı. Onlara karşı durmak neredeyse imkansız gibiydi, onlarda korkuyordu.

Bunları düşünürken, o günkü ilk müşterisi girdi içeriye. Abdülbaki Bey'i bir korku sardı. Müşterisi şöyle bir etrafa bakındı, sonra hiçbir şey almadan çıktı gitti, Abdülbaki Bey derin bir nefes aldı. Ama hemen ardından başka bir müşteri daha girdi.

Kadın bir sürü ayakkabı denedi, ama en sonunda yine en başta denediği ayakkabıda karar kıldı. Ardından kadın başladı pazarlığa.

Abdülbaki Bey ne yapacağını şaşırdı. Pazarlığa karşı durmak istiyor, ama ne söyleyeceğini bilemiyordu. Kadın "Düz 50 akçe olsun ben de alayım ayakkabıyı gideyim" dedikten sonra, Abdülbaki Bey'in ağzından o tarihi sözler istemsiz bir şekilde çıkıverdi: "Bana gelişi o fiyata abla!! Valla o kadar indirim yapamam! Zaten neredeyse hiç kar etmiyoruz biz bu ayakkabılardan. Herkes alsın, giysin böyle kaliteli ayakkabı diye zaten çok ucuz tutuyoruz fiyatlarını!".

Ağzından çıkan bu laflara Abdülbaki Bey de şaşırmıştı, çünkü bu ayakkabıları satarken, nasıl olsa indirim yapıyorum diye üstüne korkunç bir kar koyuyordu. Ama yine de sesini çıkarmadı, kadının vereceği tepkiyi bekledi.

Kadın şöyle bir baktı, "Tamam o zaman dediğiniz gibi olsun" diyerek ayakkabıları hiç indirim yapmadan aldı.

O günden sonra Abdülbaki Bey hep bu sözü kullanmaya başladı. Satışlardan korkunç bir kar elde etti, çok zengin oldu. Abdülbaki Bey'in bu taktiği, kulaktan kulağa bütün satıcılar arasında yayıldı ve günümüze kadar geldi. İşte günümüzde artık pazarlıkların olmazsa olmazı olan bu söz, Abdülbaki Bey'in eseriydi.
FriendFeed ile Paylaş