blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Her Telden Yazan Blog Yazarı

29 Ocak 2007: Arkadaş muhabbetlerinde "Hafız bu internette ne paralar dönüyo var ya.", "Abi adam bi site açmış, şimdi oturduğu yerden para kazanıyormuş.", "Bu internet işinde çok para var, adamlar çok para kazanıyorlar." gibi cümleleri duyarak belli bir gaz seviyesine getirilmiş bir sürü insan, bu sözde çok para kazanan insanlardan birisi olma hayallerini gerçeğe dönüştürmeye karar vermişlerdi. Ama internet cafelerden girdikleri bu internete çok yabancıydılar ve bir web sitesi nasıl yapılır en ufak fikirleri yoktu.

İşte tam da o zamanlarda blogların yaygınlaşması bu girişimcilerin önünü açmış oldu. Hiç uğraşmadan bir web sitesi yapabiliyorlardı, artık tek ihtiyaçları olan para kazanabilmek için bir web sitesi açmaktı. Ama o anda fark ettiler ki, web sitesinin ne hakkında olacağıyla ilgili en ufak fikirleri yoktu! O zamana dek çoktan açılmış ve zaten var olan web siteleri dışında akıllarına bir şey gelmiyordu!

Para dolu kasa önlerinde duruyor, ancak bu kasayı açacak anahtarı bir türlü bulamıyorlardı!

En sonunda Rasim Sarıkanat isimli lise son sınıf öğrencisi bu tıkanıklığa bir son vererek bütün bu girişimcilere yepyeni bir yol açtı ve milyonların peşinden gitmesini sağladı! Öyle bir şey buldu ki, milyonlarca insan onu taklit ederek milyonlarca dolar kazandı. Onlar da fakirhanelerine Jaguar marka otomobilleriyle kasaptan bir kilo kıyma alarak gitmeye, pantolonlarının arka cebinde iPhone taşımaya başladılar.

Rasim Sarıkanat, sadece dahilerin aklına gelecek bir fikirle, yeni açtığı blogunda "her telden" yazmaya başladı!

Böylece tarihte bugün dünyanın ilk her telden blogu açılmış oldu!

Rasim'den sonra milyonlarca her telden blog açıldı. Bu blog yazarları, kafalarına ne eserse onu yazıyorlar, böylece her konu hakkında bir şeyler bulunuyordu bloglarında. Konu sıkıntısı da çekmiyorlardı. Rasim sayesinde bunalım takılan ergen gothic kızların bloglarından sonra adeta ikinci bir bomba patladı blog dünyasında! Hepsi de bloglarına ekledikleri kocaman Google Adsense reklamlarıyla kısa sürede korkunç paralar kazandılar ve onlar sayesinde bir sürü yeni "Bu internet işinde çok para var hacı"'cılar çıktı piyasaya.
FriendFeed ile Paylaş

Bu Aralar Yazacak Bir Şey Bulamıyorum Diyen Blog Yazarı

21 Ekim 2003: Bloglar bütün dünyada yavaş yavaş popüler olmaya başlayınca, 21. yüzyılın o asi, melankolik, duygusal ergenleri de blog dünyasını keşfettiler. Hatta bu blog olayını o kadar çok sevdiler ki, neredeyse her ergenin kendi kişisel blogu olmaya başladı. Blogları sayesinde bütün gün bunalım takılıyor, dünyanın ne kadar iğrenç bir yer olduğunu yazıp her şeye lanetler yağdırabiliyorlardı. Üstelik bu hislerini anlatırken, gerçek dünyadaki gibi insanlar onları dinlememezlik etmiyorlardı. İlginç bir şekilde hatırı sayılır bir kitle yazdıklarını okuyor, hislerine yorumlar yazıyorlardı! Bloglar sayesinde çoğu ergen ilk kez ciddiye alınıyordu!

Amy Dior, o sene liseye daha yeni başlamıştı. ABD'de Louisiana eyaletinde küçük bir kasabada ailesiyle birlikte yaşıyordu. Gothic müzik dinliyor, gothic kıyafetler giyiyor, kısacası gothic takılıyordu. Hobileri arasında müzik dinlemek, oflamak, puflamak, acı çekmek, her şeyden nefret etmek vardı.

Zaten zor olan lise hayatı, böyle bir ergenlik geçiren Amy için çok daha zorlaşıyordu. Neredeyse hiç arkadaşı yoktu, ki kim bir arkadaşa ihtiyaç duyardı ki zaten?

Böyle bir zamanda, internette boş boş gezinirken, blog denilen şeyle karşılaştı Amy. Onun yaşlarında, aynı kendisi gibi bir kız blog açmış, içinden ne geçiyorsa hepsini yazmıştı! Aşklarını, acılarını, ailesiyle kavgalarını, okulundaki gerizekalıları, onlardan ne kadar çok nefret ettiğini... Amy'nin hep anlatmak istediği şeyleri..

O gün, Amy kendisine bir blog açmaya karar verdi. Blogunun ismini de "Amy'nin Kişisel Blogu" koydu. Boş zamanlarında zaten hiç bir şey yapmayan Amy, böylece bütün gün bilgisayar başında oturup sürekli bir şeyler yazmaya başladı. Karanlık geceler, yalnızlık, acı, nefret, göz yaşı, ağlamak.. Arada sırada da bunlarla ilgili hiç bir edebi değer taşımayan ucuz şiirimsiler de yazıyordu. Tek amacı, içindekileri dışarı atmaktı, rahatlamaktı!

Bu şekilde 2 ay boyunca blog yazdı Amy. Derken, bir gün yazacak hiç bir şey bulamadı! İçinde ne var ne yoksa sanki hepsini o güne kadar yazmıştı! Nefret edilecek hiç bir şey kalmamıştı, her zamanki acısından başka da bir acısı yoktu henüz. Bu durumda, ne yazacaktı ki? En iyisi birkaç gün bekleyip, yeni yazısını o zaman yazmaktı.

Aradan birkaç gün daha geçti, ama yine de yazacak hiç bir şey bulamıyordu! Blogunu takip eden insanlar, Amy'e ne zaman yeni bir yazı ekleyeceğini sorup duruyorlardı. Onları hayalkırıklığına uğratamazdı!

Ve tarihte bugün ilk kez bir blog yazarı, bloguna "Blogumu biraz ihmal ettim biliyorum, ama bu aralar yazacak bir şey bulamıyorum" yazdı!

Takipçilerinin bu şekilde bir yazı eklediği için ona çok kızacaklarını zannediyordu Amy. Ama bir mucize gerçekleşti ve düşündüğünün tam tersi oldu! Takipçisi olan diğer ergenler, "Amy, seni o kadar iyi anlıyorum ki! Bazen ben de tıkanıyorum ve bu lanet olası dünyada yazacak hiç bir şey bulamıyorum! Ne kadar iğrenç bir dünyada yaşıyoruz! Bunun için herkesten nefret ediyorum!" diye yorumlar girmeye başladılar!

O günden sonra, bloguna böyle bir yazı girmek resmen trend haline dönüştü. Yazacak hiç bir şey bulamayan bloggerlar, Amy'i kendilerine örnek alarak, "Yazacak hiç bir şey bulamadıklarını" yazmaya başladılar! Hatta bu trend o kadar popüler oldu, o kadar tuttu ki, yazacak çok şeyi olup da yazıları okunmayan bloggerlar bile bilerek "Bu aralar yazacak bir şey bulamıyorum" yazmaya başladılar, bu sayede bloglarına bir sürü ziyaretçi çektiler!

Amy sayesinde, milyonlarca blog, yazılacak bir şey bulunamadığı için kapatılmaktan son anda kurtuldu! Ve bu sayede blogların sayısı git gide arttı, dünyadaki blog sayısı inanılmaz boyutlara ulaştı!
FriendFeed ile Paylaş