Bir Hoca Öğrencisine Taktı

14 Kasım M.Ö. 375: Antik Yunan'da Knidos'ta açılan ilk tıp okuluna rakip olarak açılan Kos Adası tıp okulunda aralarında Hipokrat'ın da bulunduğu tarihin ünlü doktorları yetişiyordu. Yetişmiş ünlü doktorlardan bir tanesi de, Ord. Prof. Dr. Perineus'tu. Perineus, zamanının en büyük dahilerinden bir tanesiydi. Bir yandan gelen hastalara şifa verirken, bir yandan da doktor olabilmek için didinen tıp öğrencileriyle ilgilenirdi. Genç öğrencilerine yeni şeyler öğretmek, onun için paha biçilemez bir değere sahipti. Bu yüzden de, öğrencileri arasında en sevilen hocaların başında geliyordu. (Hipokrat'ı ise, zor sorduğu için pek sevmiyorlardı).

Ord. Prof. Dr. Perineus'un 15 kişilik özel bir öğrenci grubu vardı. Kliniklere onlarla iner, uzun yıllar sonucu edindiği bilgi birikimini ve tecrübelerini onlara aktarırdı. Bu 15 kişi arasında, Honorus isminde, Thracia'lı bir öğrenci de bulunmaktaydı. Son sınıftaydı ve okulu bitirip hekim olmasına çok az kalmıştı. Dersleri çok iyiydi. Ama biraz hiperaktiflik sorunu olduğu için, olup olmadık yerlerde her şeye atlıyor, çok göze batıyordu. Prof. Perineus, ilim sahibi sabırlı bir insandı. Honorus'un her şeye atlamasını hoş karşılamıyordu, ama bunu onun gençliğine vererek sabrediyordu. Sonuçta dersleri gerçekten iyiydi, ve aslında kimseye zararı da dokunmuyordu. Ama yine de şu her şeye atlama huyu yok muydu...

Derken, güz yarıyılı vize dönemi gelip çattı. Sınavları, sözlü şeklinde oluyordu. Hocaları her öğrenciyi tek tek alıyor ve sorular sorarak ona göre notlarını veriyorlardı. Honorus, kredisi fazla olan iç hastalıklarına deli gibi çalışmıştı. Kredisi yüksek olduğu için bundan iyi bir not alıp, ortalamasını yüksek tutmak istiyordu.

Sınav günü geldi. Bütün öğrenciler, içinde hocalardan oluşan bir kurulun bulunduğu odanın kapısı önünde dikilmeye başladılar. Herkes çok heyecanlıydı. Bir kısmı ellerinde kız notlarıyla son tekrarlarını yapıyor, kimisi sabahladığı için uyukluyor, kimisi "Hiç çalışmadım abi ya, kesin kalıcam" diyordu. Honorus ise, çok iyi çalışmış olmanın verdiği güvenle çok rahattı. Bu yüzden gidip arkadaşlarına sataşıyor, onlarla uğraşıyordu.

İşte bu şekilde arkadaşlarıyla uğraşırken, sesinin içeriden duyulduğunu bilmiyordu. İçeride bulunan Prof. Perineus, öğrencisi Honorus'un sesini hemen ayırt etmişti. Ve en sonunda, Honorus'un yaptığı bu küstahlıklara gösterdiği sabrı birdenbire taşıverdi! Gayet profesyonel ve objektif davranan Perineus gitmiş, bambaşka birisi yerine gelivermişti sanki!

Öğrenciler teker teker odaya girdiler, çıktılar. Sıra Honorus'a geldi, gayet rahat tavırlarla içeri girdi. Ne yazık ki o sırada başına gelecekleri henüz bilmiyordu...

Hocalar teker teker soruları sormaya başladılar, hepsine çatır çatır doğru cevap verdi. Ama en önemli sınav, kendi hocası olduğu için Ord. Prof. Dr. Perineus'un sınavıydı. En son, sıra Prof. Perineus'a geldi.

Ve o anda tarihte bir ilk yaşandı: İlk kez bir hoca, öğrencisine taktı!

Prof. Perineus, Honorus'a ardı ardına kazık soruları sormaya başladı. Honorus doğru cevap verdikçe çıldırdı, daha zor sormaya başladı. İşlemedikleri konulardan sorular sormaya başladı. "Hocam ama o konuları daha işlemedik" diyen Honorus'a, "Tıp bir bütündür! Karşına hasta geldiğinde biz o konuyu işlemedik mi diyeceksin?" diyerek laf koydu. Ve böylece Honorus'u yavaş yavaş çökertti.

Sorular bittiğinde, Honorus tam sınırdaydı. Daha önceki hocalardan gayet iyi notlar almıştı. Ama Prof. Perineus'un vereceği not, kalıp kalmayacağında çok önemliydi. Yaşananları, diğer hocalar da şaşkınlıkla izliyorlardı. Arada yavaşça Prof. Perineus'a eğilerek "Aman hocam, çocuğun üstüne bu kadar gitmeyin, bakın biliyor hepsini" diyorlardı ama Prof. Perineus bir kere takmıştı kafayı!

Prof. Perineus notunu açıkladığında, Honorus şaşkına döndü. Kalmıştı! O kadar çalışmış olmasına rağmen, kalmıştı! Bunu ailesine nasıl açıklayacaktı?

Ailesine, "Hoca bana taktı, o yüzden kaldım!" dediğinde, tarihte bu bahaneyi kullanan ilk öğrenci olduğunu tabii ki de bilmiyordu.

Bu olaydan sonra, ne zaman bir öğrenci sınıfta kalsa, aynı bahaneyi kullanmaya başladı: "Hoca bana taktı ya, ondan kaldım!". Honorus, kendisinden sonra gelen nesiller için tutunacak harika bir dal parçası bırakmıştı ve bu yüzden yüzyıllar boyunca öğrenci kesimi tarafından hep minnettarlıkla anıldı.

(Resim, http://forum.shiftdelete.net/komik-resim/156777-antik-yunan-tanrisi-artizos-neararos-bazardaos.html adresinden alıntıdır.)
FriendFeed ile Paylaş

6 yorum:

Rahatsız Adam dedi ki...

ahaha Perineus'u (perine bölgesinden geliyo galiba) kimse hatırlamaz, ama Honorus'u bundan sonra bütün öğrenci milleti asla unutmaz...

son kıllanma tarihi dedi ki...

Abi bundan sonra daha zor bulunacak şeyler saklayacağım yazıların içinde, perine'yi hemen bulmuşun bak:D Az çakal diilsin sen galba:P

Rahatsız Adam dedi ki...

öbürüne bişey bulamadım ona kırıyom hala kafayı. ama galiba bişi de yok...
ee kafa nereye dönerse orayı görürmüş...

son kıllanma tarihi dedi ki...

Haha, estağfurullah o nasıl laf öyle:P

Rahatsız Adam dedi ki...

öle öle ben biliyorum kendimi.senin kafa da oraya dönmüş orasını hiç kurcalamıyom :)

son kıllanma tarihi dedi ki...

Yok öyle bişey, hurafe bunlar:P

Yorum Gönder