skip to main |
skip to sidebar
31 Temmuz 1926: 1926 yılında bugün ilk kez küçük bir çocuk kendisine sorulan "Anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı?" sorusuna "İkisini de aynı seviyorum" diye cevap verdi.
İzmir'in Bornova ilçesinde Ramazan Bayramı dolayısıyla Kılçık ailesi akraba ziyaretine gitmişti. Eller öpülmüş, baklavalar yenilmiş, kahveler içilmiş, muhabbet kısmına geçilmişti. Ziyaret edilen evin büyüğü Hulusi Amca, kendi zimmetli köşesine kurulmuş, herkese "Nasılsın yavrucuğum? Allah iyilik versin." diyordu.
Sıra harçlıklara gelmişti ve Hulusi Amca da bunun farkındaydı. Ama cebinden bir kuruş çıksın istemeyen birisiydi Hulusi Amca. Yanlış anlamayın, tutumlu birisiydi yani.
Kılçık ailesinin tek çocuğu, küçük Adnan$'dı. Harçlıkların çıkmadığını gören annesi, Adnan'ı ayağa kaldırır, "Oğlum git bir daha öp Hulusi Amca'nın elini" der ve Adnan'ı Hulusi Amca'ya gönderir. Küçük adımlarla koşa koşa Hulusi Amca'sına gider ve elini bir daha öper.
Kurtuluşun olmadığını anlayan Hulusi Amca, son bir cinlik düşünür. "Çok yaşa yavrum çok yaşa. Söyle bakalım Adnan, anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı?" diye sorar. Kafası karışan Adnan, bir annesine, bir babasına bakar. Ama asıl, Adnan'ın annesi ve babası panik olur. Acaba kimi söyleyecek diye. Annemi dese, babası üzülecek; babamı dese, annesi üzülecek. İşte Hulusi Amca da, bu karışıklıktan faydalanıp parasını cebinde tutacaktı.
Ama Adnan o anda kendisine yakışanı yaptı, ve o tarihi sözleri söyledi: "İkisini de aynı seviyorum".
Planının başarısızlığa uğradığını anlayan Hulusi Amca, peşin peşin Adnan'a harçlığını uzatır. Adnan çok mutlu olur, ama belki de en çok mutlu olanlar annesiyle babasıydı.
O günden sonra bir çok yaşlı amca, para kaptırmamak için aynı taktiği uygulamaya çalıştılar. Ama Adnan'ı örnek alan aileler, çocuklarına Adnan'ın söylediği o tarihi sözleri öğrettiler ve onun izinden giderek yaşlı amcaların emekli aylıklarını sömürdüler.
29 Temmuz 2000: Tarihte bugün birisi ilk kez Google'da kendi ismini yazıp arattı.
Metin Kısırcıklı isimli genç, internetten sevgili yapmak için uğraşıyordu. Mirc'de tanıştığı bir kıza aşık olmuştu, ama gerçekten öyle bir kız olup olmadığına da emin olamıyordu, içinde hep bir şüphe vardı. Ne yapsam diye düşünürken, aklına cin gibi bir fikir gelir ve aşık olduğu kızın ismini Google'a yazıp aratır. Çıkan sonuç karşısında şok olur. Kızın ilkokuldaki lakabı "Sehpa", 6. sınıftaki Din Kültürü dersi notu ise 3'tü! Üstelik küçükken "Büyüyünce ne olucaksın?" diye sorduklarında "Anne olucam" dediği bile yazıyordu.
Hoşlandığı kız hakkında bir sürü küçük düşürücü bilgi bulduktan sonra, bu sefer kendisi için telaşlanmaya başlar Metin. "Acaba benim hakkımda neler biliyor bu Google?" diye düşünerekten, bu sefer kendi adını yazar ve aratır!
O tarihi an, Google'ın veritabanına kaydedilir ve günümüzde hala saklanmaktadır. Google'dan bir yetkili daha sonraları, "İnsanların Google'a, bilmedikleri şeyleri bulup öğrenmek için gireceklerini düşünmüştük hep. Ama Metin Kısırcıklı isimli kişi, bizim daha önce hiç düşünmediğimiz bir şey yaptı ve kendi ismini arattı. İtiraf ediyoruz ki, bunun büyük sonuçlar doğuracağını hiç bir zaman düşünemedik."
O günden sonra bir çok kişi zaman zaman Google'a girip kendi ismini arattı. Bunun sonucu olarak serverlarına ek yoğunluk gelen Google, bundan kurtulmak için büyümeye gitti ve o zaman yaptığı yatırımlar sayesinde bugün dünya devi haline geldi.
Bugün Silikon Vadisi'nde Google'ın binasına girdiğinizde, girişte Metin Kısırcıklı'nın fotoğrafıyla karşılaşıyorsunuz.
27 Temmuz 1958: Tarihte bugün ilk kez bir adam "O parayı bankaya yatırır, faiziyle de yata yata geçinirsin" düşüncesini ortaya attı.
Kayserili devlet memuru Halil Daloğlu, Milli Piyango'nun büyük ikramiyesi olan 100bin TL'yi kazandığını ilk öğrendiğinde, sevincinden bütün mahalleyi ayağa kaldırır. Halil'in büyük ikramiyeyi kazandığını duyan mahalleli ise, tamamen iyi niyetlerinden, Halil'e o parayı nasıl değerlendirmesi gerektiğini söylüyordu. Kimisi yatağın altına saklamasını, kimisi ev almasını, kimisi altına yatırmasını, kimisi ise haydan gelenin huya gitmesini söylüyordu.
Yatırım işlerine hiç kafası basmaya Halil, parayla ne yapacağını bilmiyordu ve kafası karışmıştı. İşte o anda imdadına, yakın arkadaşı Şükrü Pazarcı yetişti. "O parayı bankaya yatırsan, faiziyle de yattığın yerden rahat rahat geçinirsin abi yaaa" diye alternatif bir yatırım yolu önerdi Şükrü. "Abi ayda %5 faiz olsa, 5bin lira iyi para eder. Yani yattığın yerden yersin parayı, oh ne rahat hayat.". Ve böylece ele ne zaman yüklü para geçse akla gelen o ütopik düşünce de ortaya çıkmış oldu.
O günden sonra insanlar ne zaman şans oyunları oynayacak olsalar, kazandıkları parayla ne yapacaklarına dair hayal kurarlarken hep bu düşünce de akıllarına geldi.
26 Temmuz M.Ö. 12805: İnsanlık tarihinde bugün, medeniyet adına çok büyük bir adım atıldı ve ilk kez bir erkek saçlarını kısa kestirdi!
Papiros Ka isimli eski Mısır'da yaşayan bir erkek, arkadaşlarıyla kılıç düellosu yaparken arkadaşı yanlışlıkla saçını kesti. Saçlarını kesmek, o güne dek kimsenin aklına gelmemişti! Herkesin ilk kez karşılaştığı kısa saçlı erkek manzarası ilk başta hepsine garip gelmişti. "Oğlum noldu lan??? Çok mu kötü oldu öyle bakıyonuz?? Dere yok mu yakınlarda gidip bi bakayım saçıma??" diye soran Papiros, telaş içinde bir dere aramaya gider.
Yolda giderken bir grup genç kızla karşılaşan Papiros, genç kızların kendisine gülümsediğini fark eder. Normalde kızlar tarafından beğenilmeyen Papiros, bu şekilde dereyi bulana kadar bir sürü genç kız tarafından gülümsemelerle, göz kırpmalarla karşılaşır.
En sonunda bir dere bulur ve yansımadan kendisine bakar. İlk önce değişik gelir, ama sonra gözü alışınca sanki güzel de gelir. Bıçağını çıkartır, biraz daha düzeltir saçını ve geldiği yoldan geri döner. O güne dek beğenilmeyen Papiros, bu yeni imajıyla bir sürü sevgili edinir, çok popüler olur. Kızların "Bence erkeklere kısa saç daha çok yakışıyor" lafı da taa o günlere dayanır.
Onun gördüğü bu ilgiyi kıskanan diğer erkekler de yavaş yavaş saçlarını kestirirler ve erkeklerde kısa saç modası o günden sonra başlar.