eylül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eylül etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Otururken Cep Telefonunu, Cüzdanını ve Sigara Paketini Masaya Koydu

26 Eylül 2000: Ozan Batılı, İstanbul Silivri'de yaşamakta olan 22 yaşında bir gençti. Askere daha gitmek istemediği için, Açıköğretim İşletme'de okuyordu, ama sadece sınavlara giriyordu. Zamanının çoğunu, liseden kankalarıyla birlikte sahildeki çay bahçelerinde geçirmekteydi.

Ozan aynı zamanda çok da bakımlı bir delikanlıydı. Her sabah yarım saat saçlarını yapar, parfümlerini sıkar öyle çıkardı evden. Mahallenin en çapkın delikanlısıydı. Ağzı iyi laf yapardı, ama en büyük kozu o kasıla kasıla yürümesiydi.

10 sene önce bugün, yine kankaları Doğuş ve Ahmet'le buluşmak üzere sahile iniyordu. Her zamanki çay bahçesinde buluşacaklardı. Denize baka baka çaylarını içecekler, yine kızlardan konuşacaklardı.

Sahil Çay Bahçesi'ne girdiğinde, her zamanki masalarında oturan Ahmet ve Doğuş'u gördü. Kafasını eğip selam verdi, sonra yanlarına gitti. Tam oturacakken, gözü iki masa ilerideki kıza takıldı!

Bu kız öyle bir kızdı ki, daha önce bu kadar güzel bir varlık görmemişti Ozan! Biraz yazdan kalma ılık, ama biraz da sonbaharın getirdiği hafif serin bir havada, beyaz uzun bir elbise giymişti kız. Bir elbise bir insana bu kadar yakışabilir miydi?

Ya saçları? Upuzun dalgalı saçları, sırtından aşağıya iniyordu. Dolgun dudakları, hafif bir parlatıcıyla renklendirilmişti. Hafif kalkık burnu, ince kaşları ve kahverengi gözleri 2 masa öteden bütün ayrıntısıyla seçilebiliyordu. Bacak bacak üstüne atmış, ellerini kucağında kavuşturmuş oturuyordu.

Derken, yüzünü Ozan'ın olduğu yere doğru döndü ve Ozan'la göz göze geldiler! Ozan, ikinci ve beşinci interkostal aralıkları arasında derin bir sancı hissetti! Ve Ozan, bu kızı ayarlıyabilmesi için sadece saniyeleri olduğunu o anda anladı!

Düşünceler, ışık hızıyla Ozan'ın aklından geçiyordu. Hangi taktiği uygulamalıydı? Başka kızlara uyguladığı taktikler bu kızda işe yaramazdı, bu kız bambaşkaydı! Yepyeni, daha önce hiç denenmemiş bir şey denemeliydi bu kızı etkilemek için!

Ve o anda hamlesini yaptı! Daha sonra bütün dünya tarafından çok konuşulacak o hamle, tamamen istemsiz olarak yapıldı!

Önce elini sağ arka cebine atıp, deri cüzdanını eline aldı Ozan. Ve hemen arkasından, sol arka cebindeki cep telefonunu çıkarttı. Son olarak da, sağ ön cebinden sigara paketini çıkartıp, bu muhteşem üçlüyü elinde üst üste yerleştirdi.

Yüzüne umursamaz bir ifade yerleştirdi. Sanki hiç bir şeyi umursamıyormuş gibi cool bir ifadeydi bu. Ve bu ifadeyle etrafa boş bir bakış atarak sandalyesine otururken, sağ elinde topladığı muhteşem üçlüyü de yavaşça masanın üstüne koydu!!!

İşte tarihte ilk kez bir delikanlı, masaya otururken cep telefonunu, cüzdanını ve sigara paketini masaya koymuş oldu!

Bu tamamen istemsiz gerçekleşen tarihi olay sonrası, kızın resmen bütün yağları eridi. Böyle karizmatik bir hareketten sonra, ayağa kalkarak Ozan'ın yanına kendisi geldi. Ozan'ın başka hiç bir şey yapmasına gerek kalmamıştı, tek bir hareketle kızı tavlamayı başarmıştı!

O günden sonra bu hareket, bir çok genç tarafından uygulanmaya başlandı ve bütün dünyaya yayılarak, Delikanlılığın Kitabı'nın yeni baskısındaki yerini aldı. Ne zaman bir cafeye, bir çay bahçesine gidilse, cep telefonu, cüzdan ve sigara paketinden oluşan bu muhteşem üçlü hep masaya konuldu.

Günümüzde de bu hareket hala en çok başvurulan kız tavlama tekniklerinden birisi olarak gösterilmektedir. Ozan Batılı'nın ismi de bu sayede, gelmiş geçmiş en büyük çapkınlar arasındaki yerini almıştır.
FriendFeed ile Paylaş

Facebook'a Çocukluk Resmini Ekledi

25 Eylül 2008: Tarihte bugün ilk kez bir kız, Facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde kendi çocukluk resmini paylaştı!
Zeynep Onbeşer, günün çoğu vaktini Facebook başında geçiren bir hanım kızdı. Üniversite 2. sınıfa gidiyordu, ama derslerde yoklama olmadığı için sabahları uyumayı tercih ediyordu. Uyandığında da Facebook'a giriyordu.

Facebook yüzünden okula gidemediği için de, arkadaşlarıyla sadece Facebook üzerinden görüşüyordu. Arkadaşları buluşuyorlar, gezmelere gidiyorlar, ortamlara akıyorlardı. Ama o bunları sadece Facebook'a eklenen fotoğraflardan takip ediyordu, bu fotoğrafların altına yorum yazıyordu.

Ama bir süre sonra Zeynep, arkadaşlarında kendisine karşı bir soğukluk hissetti. Nedense paylaştığı videolara yapılan yorumlar azalmış, hatta biraz daha zaman geçince artık paylaştıklarını Beğen'memeye başlamışlardı. Paylaştıkları öylece boş boş duruyordu.

Zeynep'in hoşlandığı birkaç oğlan da vardı arkadaş listesinde. Daha önceden fotoğraflarının altına yorum yazan oğlanların artık bütün ilgisi kaybolmuştu.

İşte bu yüzden bu ilgiyi nasıl geri kazanacağını düşünmeye başladı Zeynep. Önce bir kaç kız arkadaşının fotoğraflarının altına "Canım çok güzel çıkmışsın" şeklinde yorumlar yazdı; ki arkadaşları da ona yazsınlar diye. İşe yaramayınca bir kısım eski, unutulmuş komik videoları tekrar paylaştı, ama o da işe yaramadı.

Derken aklına cin gibi bir fikir geldi! Tabii o anda bütün dünyayı değiştireceğinin farkında olmayı bırakın, bu fikrin işe yarayacağından bile şüpheliydi. Ama yine de son çare olarak denemeye karar verdi.

Dolabının alt çekmecesini açtı, üstü toz tutmuş bir kaç eski fotoğraf albümünü çıkartıp karıştırmaya başladı. "Heh tamam işte bu!" diyerek bir fotoğraf çıkartıp masasına koydu. Ardından dijital fotoğraf makinesini alıp, fotoğrafın fotoğrafını çekti.

Çektiği bu fotoğraf, Zeynep'in şirin bir çocukluk resmiydi! Hemen fotoğrafı bilgisayara aktardı ve dünyayı değiştirecek o büyük hamleyi yaptı: Çocukluk resmini Facebook'a ekledi!

Resmi ekler eklemez, Zeynep'in arkadaşları şok oldular! O güne kadar çeşitli marjinallikte bir sürü fotoğraf eklemişler, ama hiçbirinin aklına çocukluk resmini eklemek gelmemişti! İşte o anda, Zeynep'in ne kadar zor durumda olduğunu anladılar. Zeynep'i ne kadar ihmal ettiklerinin farkına vardılar, ve o fotoğrafın altında bir sürü yorum yazdılar. Bir sürü insan o fotoğrafı beğendi! "Zeynepçiğim çok tatlıymışsın!!" şeklinde yorumlar da unutulmadı.

Ve o günden sonra Zeynep'in morali düzelerek eski güzel günlerine geri döndü. Zeynep'in bu olağanüstü girişimi sonucunda, bütün dünyadaki umutsuzlar için yeni bir umut kapısı doğdu. İntiharı düşünen insanlar, yaşama Zeynep sayesinde tekrar tutundular. Hepsi, Facebook'a çocukluk resimlerini eklemeye başladılar, böylece hepsinin fotoğraflarına yorumlar yapıldı ve hepsi tekrar çok mutlu oldular, hayatlarına devam ettiler.
FriendFeed ile Paylaş

Boş Görünmemek İçin Cep Telefonunu Karıştıran Adam

21 Eylül 1998: Tarihte bugün ilk kez bir adam boş boş dururken sırf boş görünmemek için cep telefonunu çıkartıp karıştırdı.

Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesinde yaşamakta olan Kaan Badıllı, o gün sevgilisiyle buluşmak üzere çarşıya inmişti. Daha ikinci buluşmaları olacaktı, bu yüzden çok heyecanlıydı. En pahalı gömleğini giymiş, saçlarını jöleyle dikmiş, en güzel parfümünü sıkmıştı. Özellikle kızların olmak üzere herkesin bakışlarını üzerinde hissedebiliyordu.

Çarşıdaki orduevinin köşesinde ayakta bekliyordu. Sevgilisi Simge'yle orada buluşmayı planlamışlardı. Ama tam 15 dakikadır orada hiç bir şey yapmadan ayakta dikiliyordu. Kollarını bir beline koyuyor, bir kucağında kavuşturuyor, bazen elini çenesine götürüyor, bazen de burnunu kaşıyordu. Can sıkıntısından ne yapacağını şaşırmıştı.

Bir süre sonra yanından geçen insanların bakışları da batmaya başladı. Yanından birisi geçti mi, "Acaba üstümde bir şey mi var?" diye düşünerek üstünü başını kontrol etti önce.

Biraz daha zaman geçince, sanki insanların "Kaç saattir ayakta dikiliyor yapçak işi mi yok acaba?" diye düşündüklerini hissetti. Sanki herkes uzaktan onu izliyor, ne yapıyor diye bakıyorlar, sonra da "Yazık, sevgilisini bekliyor heralde. Kız kesin gelmeyecek bu saf da orada bekliyor" diye onunla dalga geçiyorlardı.

O anda iyice paranoyaklaştı. Ne yapacağını bilemez bir halde paranoyadan titremeye başladı. Sanki panik atak geçiriyordu. Derken, tarihteki o çok önemli hareketi gerçekleştirdi!

Elini arka cebine attı, Ericsson marka cep telefonunu çıkarıp eline aldı. İlk önce telefonla ne yapacağını bilemedi, sonra menüye girdi ve menüde ileri doğru teker teker gitmeye başladı. Başa döndüğünde durmadı, sürekli ileri tuşuna basarak menüde ilerledi. Ve böylece, sırf boş görünmemek için cep telefonunu karıştıran ilk insan olarak tarihte geçti!

Menüde gezinirken, sanki insanların ona karşı bakışları da değişmişti! Sanki insanlar şu anda onu daha saygın bir kişilik olarak görüyorlardı. Telefonu hiç susmayan ve sürekli mesaj yazmakla uğraşan meşgul ve sosyal bir yakışıklı! Ne kadar da karizmatikti o anda!

O tarihi andan sonra, ne zaman insanların çok geçtiği bir yerde birisi beklese, cep telefonunu çıkartarak onu karıştırmaya başladı. Böylece hem beklerken zamanın daha çabuk geçmesini sağladı, hem de etraftaki insanların kötü bakışlarından kurtuldu.

Kaan Badıllı'nın insanlığa bu hediyesinin yanı sıra, bir de teknolojiye yaptığı büyük katkı vardı. Kaan Badıllı'nın bu tarihi hareketi sonrası kollarını sıvayan cep telefonu üreticileri, ilk önce telefonlar için oyun ürettiler, daha sonra şarkı dinleme gibi özellikler geliştirdiler. Böylece cep telefonlarının gelişme süreci de hızlanmış oldu.

FriendFeed ile Paylaş

Taze Dökülmüş Betona Ayak Bastı

19 Eylül 1873: Tarihte bugün ilk kez bir adam, taze dökülmüş betona ayakkabısıyla basarak tarihe iz bıraktı.

Daha önceleri gerek sahilde kuma ayak basmak suretiyle olsun, gerek ayağı boyaya sokup taşa basmak suretiyle olsun, tarihe iz bırakmak için yapılan çeşitli yollar vardı. Fakat ne yazık ki bu yollar o kadar da kalıcı değillerdi, bir süre sonra tarihten siliniyorlardı.

Fakat daha sonra, çimento keşfedildi ve daha sağlam, daha kalıcı bir yapı malzemesi geliştirilmiş oldu.

Amerikalı devlet memuru Jack Nicky, o gün belediye binasından çıkmış evine doğru yürümekteydi. Kasvetli bir hava vardı, sanki keşişleme öncesi sessizlik gibiydi.

Yolunun üzerinde büyük bir bankanın yeni binasının inşaatı vardı. Tamı tamına 6(altı) katlı olacak olan bu görkemli bina, son teknoloji kullanılarak üretilmekteydi.

Binanın kaba inşaatı bitmiş, iç dizaynı ve çevre düzenlemesi yapılmaktaydı. Binanın önündeki kaldırımlar, son moda çimento kullanılarak yapılmaktaydı. Taze çimento dökülüyor, sonra da kuruması bekleniyordu.

Daha önce hayatında taze dökülmüş beton görmemiş olan Jack, çabuk adımlarla evine doğru yürümeye devam ediyor, bir yandan da içinden müdürüne küfür ediyordu. Bugün yine onu çok çalıştırmıştı.

Böyle içinden küfürler ede ede yürürken, bankanın inşaatına vardı. Ama gözüne hiçbir anormallik çarpmadığı için, hiç istifini bozmadan yürümeye devam etti. Derken, ayağı bir bataklığa girmiş gibi oldu!

Neye uğradığını şaşıran Jack, aslında tarihi bir hamle yaptığının farkında değildi! Ayağı, taze dökülmüş betona basmıştı! Ama bir anormallik olduğunu fark edince, hemen çabuk bir hamleyle kendisini kenara attı.

Bir ayakkabısına, bir de ayak bastığı yere baktı. Bir küfür bastı, neye bastığını anlamasa da onu oraya koyana küfür ede ede yoluna devam etti. Ne yazık ki, ayak izinin orada uzun süre kalacağını bilmiyordu.

Jack'in ayak bastığı yer daha sonra kurudu ve ayak izi orada yıllarca kaldı. Ama onu ilk fark edenler, inşaat işçileri oldular. İlk gördüklerinde onlar da bastılar küfürü, fakat daha sonra bu iz kendilerine çok çekici gelmeye başladı. Sanki kendileri de aynı şeyi yapmak zorundaymışlar gibi hissediyorlardı. Bir gücün kendilerini çektiğini hissediyorlardı.

Ve 2 ay sonra alt sokaktaki bir alışveriş merkezi inşaatında ikinci bir ayak izine rastlandı! Daha sonra şehir merkezindeki cami inşaatında bir başka ayak izi görüldü. Derken, önce Amerika'da, sonra dünyanın dört bir yanında betonlarda ayak izlerine rastlanmaya başlandı. Hatta bir süre sonra, köpek ve kedi ayak izleri bile görüldü kimi yerlerde.

Bu yeni oluşan akım kendisine çok fazla temsilci buldu. Daha sonra kimi psikologlar, bu hareketlerin sebeplerini araştırarak insanın bilinçaltına dair yeni bulgular keşfettiler ve bunları insanlığın faydasına sundular. Kimi rehabilitasyon merkezlerinde, taze dökülmüş betona hastaların ayak basmaları sağlanarak tedavileri gerçekleştirildi. Los Angeles'ta ünlülerin ayak izlerinin bulunduğu bir bulvar açıldı.

Ama ne yazık ki o ilk ayak izini kimin yaptığını bazı ünlü tarihçiler ve araştırmacılar dışında kimse bilmedi ve Jack Nicky isimli o saygın şahsiyet tarihte kayboldu sanıldı. Taa ki tarihe damga vurduğu hareketin 137. yılında biz açıklayana dek. Teşekkürler Jack, seni hiç unutmadık!
FriendFeed ile Paylaş